KASUYA SENSEI
İyi bir araştırmacı bakış açısına sahip Büyük Usta, Dünya Shotokan Karate-do Federasyonu (W.S.K.F.)'nun Kurucusu ve Baş antrenörü, 8. Dan Sensei Hitoshi KASUYA' yı sunar.
Sensei, röportaja diğer savaş sanatlarına olan ilginizle ilgili sorularımla başlamak istiyorum. Geçmişte, belirli ölçülerde, özellikle Aikido ve Kempo'yu sevdiğinizi söylemiştiniz. Bunlar, ya da herhangi başka bir sanat Karate'nizi çok etkiledi mi?
Kasuya: Gerçeği söylemek gerekirse hayır. Tüm savaş sanatlarını seviyorum. Ancak biz Karate çalışırken, örneğin, kata çalışırken Funakoshi Sensei'in öğrettiği orjinal şekline bakıyoruz. Biz bunları derinlemesine araştırdık ve bu bilgileri serbest dövüş esnasında kullanmaya çalışıyoruz. Belki size Kumite çalışmasının iki yönü olduğunu açıklamalıyım. Yarışma tarafı kontrol ile ilgilidir. Yine burada iki çeşit kumite vardır. İlki, herkesin bildiği tarzdır. Bunda her sayıdan sonra durursunuz. Fakat biz iki dakika durmaksızın savaşmayı getirdik. Tabii ki burada da iyi kontrolünüz olmalı ama aynı zamanda burada başka teknikler gösterme şansınız da oluyor.
Eğer daha önceki bir röportajdan alıntı yaparsam, "Öğrenciler beni sadece taklit etmemeliler. Bizim çalıştığımız Karate sadece yazılı fikirleri harfi harfine takip etmekten ibaret değildir." demişsiniz. Bununla neyi kastettiniz?
Kasuya: Bunun anlamı: Çalışmalarımız sırasında öğrencilerimin, beni kopya etmek yerine teknikleri çok iyi anlamasını isterim. Kopya sonsuza kadar kopyadır. Ben, öğrencilerimden kendileri için birşey üretmelerini isterim. Bu benim ve diğer bütün eğitmenlerin görevidir. Eğer ben size birşeyler öğretiyorsam ve siz bu tekniği çalışıyorsanız benden etkilenmeniz doğaldır. Ancak bu aynı zamanda sizin vücut yapınıza ve diğer bazı etmenlere de bağlıdır. Eğer ufak tefek ya da iriyarıysanız, şişman ya da zayıfsanız çeşitli farklılıklar olacaktır. Beni örnek alacak olursak; benim esnek bir vücut yapım var ve bazı hareketleri kolaylıkla yapabiliyorum. Ama sizde aynı esneklik yoksa, yapamamanız bir hata değildir. Jodan Mawashigeri (başa dairesel tekme) uygulamakta benim bir problemim yok, ama eğer bir öğrencimin problemi varsa bu da kabul edilebilir. Onun yerine Ashi Barai ya da başka bir teknik uygulayabilir. Dövüş stilimi bir başkasına zorla kabul ettirmek gibi bir isteğim yok. Benim işim, öğrencilerime çalışabilecekleri bazı öneriler, fikirler vermek, sonra öğrenci kendi tekniğini bulmak için çalışmak zorunda. Benim eğitmenlikten anladığım budur.
Geçmişte, yarışmaların Karate'nin sadece 10% luk kısmını oluşturduğunu söylemiştiniz. Geri kalan 90% lık kısım nelerden oluşur?
Kasuya: Bu kısım, işin teknik kısmıdır. Müsabakalarda en fazla 5 ya da 6 teknik kullanılır. Kizami zuki, Gyakyu zuki, Maegeri vs. Bunun yanında da sadece birkaç blok tekniği kullanılabilir. Bu tarz dövüşme bir öğrenciye nasıl devam etmesi, nasıl atak yapması gerektiğini öğretmez. Karate çalışan birçok kişi artık böyle çalışmalar yapmıyor. Her ataktan sonra, "Yame!" deniyor. Dolayısıyla yukarıda belirttiğim tarz çalışmaların yapılması gerekir. Aynı zamanda bu çalışmaların bir de zihinsel boyutu bulunmaktadır. Yarışmalara katılmaya 19 yaşımda başladım ve 40 yaşıma kadar devam ettim. Bu yüzden Karate'nin sadece 10% luk kısmının yarışmalardan oluştuğunu söyleyebiliyorum. Karatenin bu kısmından emekli olduktan sonra diğer konular için daha çok çalışmam gerektiğini biliyordum.
Bu kısım, işin teknik kısmıdır. Müsabakalarda en fazla 5 ya da 6 teknik kullanılır. Kizami zuki, Gyakyu zuki, Maegeri vs. Bunun yanında da sadece birkaç blok tekniği kullanılabilir. Bu tarz dövüşme bir öğrenciye nasıl devam etmesi, nasıl atak yapması gerektiğini öğretmez. Karate çalışan birçok kişi artık böyle çalışmalar yapmıyor. Her ataktan sonra, "Yame!" deniyor. Dolayısıyla yukarıda belirttiğim tarz çalışmaların yapılması gerekir. Aynı zamanda bu çalışmaların bir de zihinsel boyutu bulunmaktadır. Yarışmalara katılmaya 19 yaşımda başladım ve 40 yaşıma kadar devam ettim. Bu yüzden Karate'nin sadece 10% luk kısmının yarışmalardan oluştuğunu söyleyebiliyorum. Karatenin bu kısmından emekli olduktan sonra diğer konular için daha çok çalışmam gerektiğini biliyordum.
Kendi zamanında Sensei Funakoshi, bazı Kata isimlerinden tutun da öğretme şekillerine kadar Karate'deki birçok şeyi değiştirdi. Günümüzde neden siz ve diğer birçok eğitmen hiçbir şeyi değiştirmeden korumaya çalışıyorsunuz?
Kasuya: Biz Kata'da Funakoshi Sensei'in stilini takip ediyoruz. Shotokan'da birçok eğitmen vardır ve herbirinin de kendine özgü düşünceleri vardır. Bu yüzden ne yazık ki, üzülerek söylüyorum, Batı dünyasının kafası çok karışmıştır. Birliğimizi beş yıl önce kurarken Funakoshi Sensei'nin kitaplarını ve tekniklerini çalıştık. Funakoshi Sensei, Shotokan stilini oluşturmak için 15 tane Kata tespit etmişti. Kitabında, tekniklerin en küçük detaylarını bile anlatmıştı. Hangi elin nerede durması gerektiği apaçık ortadaydı. Her tekniği detaylıca açıklandığını ilk gördüğümde çok şaşırmıştım. Çünkü birçok şeyi farklı biliyordum.
Ancak nesilden nesile Karatenin değişmesi sizce doğal değil mi? Önceden de söylediğim gibi, Funakoshi Sensei Okinawa'da öğretilen Karateyi çok değiştirmişti...
Kasuya: Ama bu, klasik müzik gibi bir şey. Örneğin, Beethoven'ın müziği kendi bestelediği şekliyle değişmeden günümüze kadar gelmiştir. Ama bazen, kimin çaldığına bağlı olarak kulağınıza değişik gelebilir. Amaç her zaman orijinal ritmini korumaktadır. Ben Kata'yı ve Funakoshi Sensei geleneğini değiştirmek istemiyorum. Bu Kata'lardan kimileri yüzlerce yıl önce geliştirildi. Bunların yarışmalar için değiştirilmesi sadece birkaç yıl önce başladı. Eğer mümkünse, ben kataların orjinal şekliyle kalmasını istiyorum.
Kasuya Sensei "Bazı insanlar sadece Geleneksel Karate çalışan kişilerin güçlü ruhları olduğunu düşünür. Ancak ben Sportif Karate'yle ilgilenen kimi kişilerin de güçlü ruhlara sahip olduğunu düşünüyorum. Her iki Karate'ye de ihtiyacımız olduğuna inanıyorum." diyor.
Funakoshi Sensei'nin Karate'sini öğrettiklerini söyleyen ama hepsi farklı şeyler yapan dünyada birçok Shotokan grubu var. Bu gruplar Funakoshi Sensei'yi takip ettiklerini nasıl iddia edebiliyorlar? Örneğin Funakoshi Sensei'nin çalışmaları esnasında çekilen bütün fotoğraflarında duruşları günümüz modern Shotokan'ına göre çok daha yüksek..
Kasuya: Eğer benim yaptığım gibi Funakoshi Sensei'nin öğrencileri ile konuşursanız, size, Funakoshi Sensei'in derslerinde sürekli: "Siz gençsiniz, ben ise yaşlı. Bunu daha uzun, ya da daha derin yapmalısınız" gibi şeyler söylediğini iletirler. Unutmayın ki Funakoshi Sensei, Japonya'da Karate çalıştırmaya başladığında 50'li yaşlarındaydı. O zamanlar yaşlı bir adam olarak kabul ediliyordu. Günümüzde çok yaşlı sayılmasa da o tarihlerde Japonya'da ortalama insan ömrü 55 yaş civarındaydı. Şimdi insanlar çok daha uzun yaşıyorlar. Bunu birçok kıdemli insandan duyduğumda ben de şaşırdım. O da kendi tarzını öğrencilerinin direk kabul etmesini istemezdi. Hiç bir zaman, bunu tam olarak böyle yapmalısınız demezdi. Öğrenciye nasıl durması gerektiğini gösterirdi ve eğer öğrenci için bu duruş uygunsa, o zaman tamamdı. Şimdi çoğu öğretmen sadece "Aşağı, daha aşağı" diyor. Sanırım Funakoshi Sensei'nin kendine olan güveni tamdı. Birçok insan, artık birşeyleri yapamadığını kolay kolay kabul etmez. O çok alçak gönüllü bir insanmış.
"Okinawa'da müsabaka yoktu ve tüm tekmeler kasıklar, eklem yerleri gibi bölgelere atılırdı. Turnuvalarda bu bölgelere atak yapamıyoruz, bu yüzden artık daha yukarılara tekme atıyoruz. Jodan (baş seviyesi) tekme kullanmanın nedeni bu. Eğer kasıklara vurmaya izin verilseydi jodan tekme diye birşey olmazdı -- çok tehlikeli...!"
Beş yıl önce öğrencilerinizin sizin felsefenizi anlamasını istediğinizi söylemiştiniz. Bugün bunu görebiliyor musunuz?
Kasuya: Evet, şu anda çok güzel sonuçlar görebiliyorum.
Felsefeniz güçlü bir dini inanışla bağlantılı mı?
Kasuya: Hayır. Ben bir Budistim ama bu insanlara öğrettiğim birşey değil. Benim en güçlü duygularım Karate içindir. Bunun benim hayatımda çok büyük bir etkisi vardır. Uzun yıllardır hayatımın çok önemli bir parçasını oluşturmaktadır. İş hayatıma birçok yönden olumlu katkıları olmuştur. İş hayatınızda, aynı Kumite'deki gibi, ne zaman hareket etmeniz gerektiğini ve ne zaman sakin kalmanız gerektiğini iyi bilmelisiniz. Aynı zamanda bir hamle yapmaya karar verdiğinizde, o hamleye kendinizi tümüyle vermelisiniz. Bu hem Karate için, hem de iş hayatı için geçerlidir. Eğer Kumite'de bir hata yaparsanız darbe alabilir ya da maçı kaybedebilirsiniz. İş hayatınızda ise geçiminizi kaybedebilirsiniz. Eğer Karate'niz hakkında kararsızsanız, ya da iş hayatınız hakkında, bu hiç iyi birşey değil.
Birliğinizde işlerin yolunda gitmesi için kimi inanışlarınızda, duygularınızda uzlaşma yoluna gittiğiniz oldu mu?
Kasuya:Elbette, bu bizim politakımızdır. Bazen birşey görüp bunun bizim için iyi olmadığını düşünürüm, ama bu gelecekte birliğimiz için iyi olabilir; o zaman ben de buna izin vermek durumunda kalırım. Benim ya da bazı üst düzey kişiler için en iyisi olmayabilir ancak eğer birliğimiz için en iyisiyse biz onu yaparız. Bu tür şeylere saygı göstermek zorundayız. Bu, sadece benimle iyi bir arkadaşım arasında olsa bile birliğimiz için en iyi olanı seçmek zorunda kalırım.
Birliğinizi kurduktan kısa bir süre sonra, kaliteyi kaybedeceğiniz kadar çok büyümek istemediğinizi söylemiştiniz. Onsekiz yıl içerisinde nasıl gelişmeler oldu?
Kasuya:Şu anda herşey iyi gidiyor. 85 ülkede üyelerimiz var ve herbir üyemiz bizim politikamızı gayet iyi anlamış durumda. Halen, büyük sayılarda olmanın önemli olmadığına inanıyorum. Kaliteniz çok iyi olduğu sürece sayınınızın az olması kabul görür. Örneğin, yıllar önce JKA'dayken, seyahatlerim sırasında rastladığım dünyanın her yerinden insanlar JKA'nın üyesi olduklarını söylerlerdi. Bu kişilere her yerde rastlayabilirdiniz ama çoğunun Japonya'da kaydı yoktu. O zaman neden kendilerini JKA'lı olarak tanıtıyorlardı? Bize böyle şeyler olmasını istemiyorum. Bu her zaman az sayıda üyemiz olacak anlamına gelebilir, ama bizim hepimizin aynı tip diploması var ve hepimiz aynı sistem altında çalışıyoruz. Dünyanın her yerinde üyeler oluşturmak çok kolay, ve bu şekilde birliğinizi hızla büyütebilirsiniz. Ama biz bunu istemiyoruz.
"Ben, insanların, iyi bir antrenman anlayışı geliştirmelerini ve konsantre olmayı öğrenmelerini istiyorum", diyor Kasuya Sensei ve ekliyor "Bazı Karate çalışanları sadece antrenman yapar, ve hiç düşünmez..."
SKIF'den ayrıldığınız zaman, kimi kıdemliler de sizinle birlikte ayrıldı, hatta bunların bir kısmı sizden de kıdemliydi. Bunun neden böyle olduğunu biliyor musunuz?
Kasuya:Evet, bu doğru. Benim ayrılma nedenim yönetimle ilgiliydi. Kanazawa Sensei'ye, büyük bir Karate adamı olarak hala saygı duyuyorum. Ama SKIF yönetimi ile bazı sorunlarım vardı. Bir ara, öyle bir nokta geldi ki bu olaylardan dolayı Karate'yi bırakabilecek kadar rahatsız oldum. Kendi kendime evde Karate çalışabileceğimi, ama herhangi bir organizasyona bağlı olmak istemeyeceğimi düşündüm. O sırada Japonya'da birçok kişi SKIF'ten ayrıldı. Bazıları benimle temasa geçti. O zamanlar ne yapmaları gerektiğine karar vermiş durumda değillerdi. SKIF'ten ayrılmışlardı ve bir yere ait olmama duygusuyla boğuşuyorlardı. Olaylar hakkında biraz düşündükten sonra tekrar başlamaya karar verdim.
Fiziksel yönü dışında öğrencilerinizin Karate'den neler öğrenmesini istiyorsunuz?
Kasuya:İyi bir antrenman anlayışı geliştirmelerini istiyorum. Yaşlı kişiler kendileri için en iyi olanı anlamalı, gençler ise kendileri için en iyi olanı bulmalıdırlar. İnsanların konsantre olmayı öğrenmelerini istiyorum. Karate çalışan bazı kişiler sadece antreman yapıyorlar ve hiç düşünmüyorlar. Çok farklı çalışma şekilleri geliştirdik. Tüm eğitmenler bunu yapmalı - bu onların işi, yeni birşeyler üretmek...
Japonya'da ya da Batı'da yeni neslin 'Kansha' ya da 'Otomo' gibi kavramlara daha fazla önem verdiğini düşünüyor musunuz?
Kasuya:Daha üst seviyedeki kişilerin bu kavramları anladıklarını düşünüyorum. Ancak bunları yeni nesillere ya da Batılılara açıklamazsak bu kavramlar hiçbir zaman anlaşılamayabilir. Ama şimdi bazı Batılıların daha iyi bir kavrayışa sahip olduklarını düşünüyorum. Bazen Japon Karate yaklaşımı beni biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Batılı Karate’ciler şimdilerde daha iyi anlamaya başlıyorlar.
Demokrasinin Japon tarihi veya kültürünün bir parçası olmadığını düşünürsek sizce günümüzde Savaş Sanatları bu yolla öğretilmeli mi?
Kasuya:Evet, ama sadece yönetim bazında böyle olmalı. Bu aşamada demokrasinin önemli olduğunu düşünüyorum. Fakat işin teknik tarafında durum biraz farklı. Burada hepimiz tek çizgi üstünde olmalıyız.
Aynı anda çok sayıda kişiye doğru bir şekilde Karate öğretmenin mümkün olduğuna inanıyor musunuz?
Kasuya:Bazı çalışmalar için 50 ya da 60 kişi olabilir. Ancak eğitmenler kursunda olduğum zamanlar çok az sayıda insan olur.
Yılda ne kadar zamanınızı seyahate ayırıyorsunuz?
Kasuya:Yılda altı ay seyahat ediyorum.
Bunun hayatınızı yaşamanın sağlıklı bir yolu olduğuna inanıyor musunuz?
Kasuya:Benim için sağlık problem değil. Atletik bir yapıya sahibim. Teknik açıdan bakarsak, öğretmek için çok uzun zaman harcıyorum. Bu, kişisel olarak, kendi teknik düzeyimi düşürüyor. Japonya’da ne kadar süreyle kalırsam kalayım antrenman yapıyorum. Bazı kişiler çıldırmış olduğumu düşünebilir ama ben hala gençlerle çalışıyorum. Antrenman yapmayı, öğretmekten daha çok seviyorum.
Şu anki pozisyonunuzu ileride başkasına bırakmak için planlarınız var mı?
Kasuya:Evet, bu iş hayatında da böyledir. Bir noktada baba işi çocuklarına bırakır. Başka şeylerde olduğu gibi, birşeyi başlatmak ve büyütmek kolaydır. Zor olan kısım işleri yolunda tutmaktır. İşleri nasıl iyi bir seviyede tutabiliriz? Başlangıçta herşey yenidir; hep daha fazlasını yaparız ve güçleniriz. Ancak nasıl güçlü kalabiliriz? Zor olan kısım da bu... Buna verilecek cevap yeni bir nesil bulmaktan geçiyor. Eğitmen programlarımız iki sene sürüyor.
Bugünün öğrencilerine Shin Gi Tai'nin üç kısmının da eşit önem verilerek öğretildiğini düşünüyor musunuz?
Kasuya: Evet, ve bu çok önemli. Teknikleri öğrenmek kolaydır. Ruhunuzla ilgili birşeyler öğrenmek çok zordur. 44 yıllık çalışmanın sonunda ben hala birşeyler öğreniyorum. Şimdilerde Batılılar da bunu anlıyor. Eskiden birşey açıkladığımda "evet, katılıyorum" diyorlardı ama ben birşey anlamadıklarını biliyordum. Artık bu değişti. 'Shin'in önemini artık anlayabiliyorlar.
Kasuya Sensei, "Çalışmalarımız sırasında öğrencilerimin beni kopya etmek yerine teknikleri çok iyi anlamasını isterim."diyor ve ekliyor "Kopya sonsuza kadar kopyadır. Ben öğrencilerimden kendileri için birşeyler üretmelerini isterim. Bu benim ve diğer bütün eğitmenlerin görevidir."